Wang ve Taiyou aynı yerdeler. Sakin sakin ve kendi halleriyle birbirine bakarak konuşmaya başladılar.
Taiyou:
— Demek CEO’sun.
Sonra kokladı. İçinden:
— Garip, gerçek dünyada daha güzel kokuyor.
Wang:
— Şaşırdın gibi. Evet, parfüm sıkarsam isekai’de leş gibi kokuyorum. Amacım, Kamyonet-kun‘dan kurtulmaktı.
O sırada Sakura markete yeniden girdi. Gözlerinden yaş düşercesine:
— TAIYOU!
Az bir zaman sonra, Sakura onların yanına geldiğinde içinden:
— Oğlum mu?
Sonra ikisini süzdü:
— NE ARA KIZ YAPTIN?
Wang kahkaha attı:
— Hanımefendi, oğlunuzu sevemem. Ben evliyim.
Sakura‘nın gözlerindeki yaşları iki eliyle sildi. Sonra gülerek:
— Tamam.
Aradan 4 gün geçti.
Taiyou‘nun evinde herkes bir odadaydı. Wang oturma odasında, televizyon izlerken sızmıştı. Sakura mutfakta Yakusobi yapıyordu. Taiyou ise odasından yeni uyanmıştı.
Taiyou, oturma odasındaki sızmış kişiye baktı ve içinden:
— Bu kadın nasıl CEO oldu? Bu bildiğin benden de uykulu.
Sonra esnedi. (Yazar notu: Yazarken bile esnedim, esnemek bulaşıcıymış.)
Gözleri annesini aramaya başladı. Annesini göremeyince mutfağa doğru yöneldi.
Taiyou mutfağın kapısından girdi. Sakura sağ eliyle oğlunun sol elini tutarak bir sandalyeye oturttu.
Taiyou‘nun mutfağı, klasik Japon mutfaklarından çok farklı değildi. Sakura ona bakarak:
— Anlat bakalım, neler döndü?
Taiyou gözlerini kaçırdı:
— Gülmeyeceğine ve deli muamelesi yapmayacağına dair bir söz ver anne. Anlattıklarım çok saçma gelecek.
Sakura elini anlına dayadı, içinden:
— Deli muamelesi yapmayacağıma söz verebilirim ama gülmeyeceğime dair bir söz veremem.
Yine de kafasını olumlu salladı.
Taiyou olan biteni cayır cayır annesine anlattı. Sakura her olayı sessizce dinledi.
Taiyou isekai’den kurtuluş anını anlattıktan sonra Sakura:
— NE? Sen o araçla nasıl dövüştün?
Taiyou tam cevap verecekken, Sakura yeniden:
— Seni ben sporcu yetiştirdim. Başımıza zorbacı ol diye değil.
Sonra derin bir nefes aldı. Oğluna:
— Demek bu canavar sadece seni değil, başkalarının da canını yakmış olabilir. Wang da seninle aynı yerdeydi. O zaman onu da isekai denen yerden getirdin. Yani o da normalde buralı.
Taiyou gülümsedi:
— Aynen öyle anne. Bu parti bazı şeyleri ortaya dökecek. Senden birkaç isteğim olacak.
Sakura içinden:
— Bu psikopat ve takıntılı Kamyonet-kun, sadece oğluma böyle yapmamış olabilir. Direnenlere bu tip şeyler yapabiliyorsa, gerçekten o kişi mesleğini mi yapıyor?
Taiyou içinden:
— ANNE! Umarım reddetmezsin.
Sakura:
— Ne isteyeceğini biliyorum. Partiye senin şirketini ve o kızın şirketini bir araya toplamak istiyorsun.
O sırada Wang uyandı ve yattığı yerden içinden:
— Taiyou, şirket sahibi olduğunu söylemişti. Peki bu Kamyonet-kun denen zırdeli de aynısını bana yapmıştı.
Sonra yataktan kalktı ve içinden:
— Peki o uyanıkken, beni neden onlarca yıl rehin tuttular? Oraya girdiğimde şirketin tam yeni CEO’suydum. Şirketim, Kamyonet-kun‘unki ile aynı şirket değildi ki. Fakat Taiyou‘nun şirketi olan Takimonji‘ye doğrudan rakibiz. Yine de Taiyou bu olaydan sonra beni evinde tutuyor. Rakip mi eliyor, yoksa cidden şüphelendiği noktalar mı var?
Wang yüzüne kendini getirmek için parmakları açık şekilde tokatladı ve içinden:
— Tamam, bu kadar düşünme yeter. Belli ki bir şeyler dönüyor. Bizim deli ötekinden daha zırdeli.
Oturduğu yerden kalktı ve mutfağa yöneldi. Taiyou ve Sakura‘yı otururken gördü. Wang istemeden de olsa ağzından:
— Taiyou, beni rehin mi aldın, yoksa gü—
Taiyou lafını keserek:
— Senin CEO olman umurumda değil. Ben programlama uzmanıyım.
Sonra Taiyou ayağa kalktı ve Wang‘le beraber mutfakta akşam için hazırlıklara başladı. Sakura ise akşam gelecek misafirleri ayarlamaya başladı.
Taiyou ve Wang aralarında konuşmaya başladı.
Wang:
— Ben burada yokken, yıllarca ne oldu?
Taiyou:
— Senin zamanında ne vardı?
Wang:
— Televizyon vardı ve cep telefonları yeni yeni hayatımıza giriyordu.
Taiyou “oho” yaparcasına elini salladı:
— Anlaşıldı. Sen gittiğinde dünyada teknoloji ilerledi. Yapay zekalar, telefonlar artık “Alo” demek için değil. Oyunlar, internet… Her şey değişti.
Wang sağ elini kafasının ortasına yavaşça vurarak:
— Zaman, çok acımasız bir şey.
Wang ve Taiyou havadan-sudan, günümüzdeki olayları konuşmaya başladılar.
Akşam olduğunda Taiyou içinden:
— Parti burada kalmamalı. İnternete de yayılmalı.
Telefonunu aldı ve oturma odasına kurdu. Canlı yayını açmak için kendi hesabını kullanmak yerine içinden:
— Şimdi bu yayını kendi hesabımdan yaparsam çok göze batar. Eğer bunu Wang‘in sosyal medya hesabından yaparsam, hem o kızı insanların gözüne sokar hem de olayı PR olarak dünyaya yığmış olurum.
Hemen Wang için sosyal medya hesabı açtı. Kendi telefonuna bağladı ve yayını başlattı.
Wang ve Sakura güzelce hazırlanmış vaziyette aşağıya indiler. Wang telefonda ismini görünce ağzı açıldı ve Taiyou‘ya bakarak:
— Neden böyle bir delilik yaptın?
Taiyou:
— Delilik değil. Bu olayı kendi hesabımda anlatırsam PR yapamam. Göze batarım. Ama senin hesabından yaparsak, milleti çekeriz.
Wang:
— PR ne?
Taiyou:
— Reklam demek.
Wang içinden:
— 2026 iş dünyası çok değişmiş. CEO olduğum dönemlerde bu tip olaylar saklanırdı.
Kapı çaldı ve Sakura kapıyı açtı. Herkes içeri girdi. Bir kamyon dolusu insan içerideydi. Kimisi yemeğini yedi, kimisi içeceğini içti. Kimisi oturdu, kimisi ayaktaydı.
Canlı yayını izleyenlerin bazıları yorum yazdı:
— Bu ne ya? Yine zengin züppelerin PR oyunudur kesin.
— Başlığa bak. “Isekai’deki Ejderha Burada!”
— Eyderya nerede?
Şakayla karışık millet tepkisini gösterdi.
Taiyou odasına gitti. Mikrofonu eline alıp aşağıya indi. Yaşadığı her şeyi insanlara anlattı.
Ve gecenin asıl bombasını Wang patlattı.
Wang:
— Ben aslında Çin vatandaşıyım. Japonya’da yaşıyordum ve isekai dünyasına zorla götürülüp ejderha yapıldım.
06. BÖLÜM SONU
Yorumlar
(0)Bölüm nasıldı?
Yorum yapmak için lütfen giriş yapın.
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!