Yamalı Cüppenin Altındaki Sır

8 dakika okuma
1,516 kelime
Ücretsiz Bölüm

Elder, sanki omuzlarında asırların yükünü taşıyormuşçasına derin, yorgun bir nefes alıp gümüşi sakallarını sıvazladı. Bakışlarını Shadow’un kararlı gözlerine dikerek konuştu: “İstediğin gerçekten kabul edilmesi zor, teamülleri zorlayan bir istek evlat; ancak sendeki bu sarsılmaz iradeyi gördükten sonra bunun gerçekleşmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım. O halde kaderin burada çiziliyor… Kan Akademisi’ne hoş geldin öğrenci.”

Shadow, bu onay karşısında sadece hafifçe başını eğmekle yetindi. Elder’ın hemen arkasında, tozlu ve ağır duran meşe sandalyelerden birine, sanki oraya aitmişçesine bir sessizlikle oturdu. İlk ve en kritik hamlesini yapmıştı; güçlenmesi için gereken o kutsal zemin altına serilmişti. Bundan sonra atacağı her adım, bir öncekinden daha keskin ve dönüşü olmayan bir yolculuğun parçası olacaktı. Shadow, yavaşça göz kapaklarını indirerek dış dünyanın kaotik seslerini, kalabalığın uğultusunu ve tozlu havayı bir kenara itti. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir gencin yorgunluktan uykuya daldığı sanılabilirdi; oysa o, sadece etrafındaki ruhsuz kalabalıkla tek bir kelime dahi paylaşmak istemeyen bir münzevinin sığınağına çekilmişti.

Arenanın ortasında sunucu, elindeki parşömenden numaraları birer birer okuyor, her anonsla birlikte gençlerin kaderleri farklı akademilerin sancakları altında şekilleniyordu. Kan Akademisi’nin ayrılan bölümüne birkaç aday daha kabul edilmiş, Shadow’un çevresindeki boş sandalyeler yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Yeni gelenler, bu gizemli ve sessiz gence birkaç kez meraklı sorular yöneltmeye, bir dostluk bağı kurmaya çalıştılar; ancak Shadow’un etrafına ördüğü o görünmez duvarlar öylesine kalındı ki, tüm çabalar cevapsız kalarak havada asılı kaldı.

Öglen saatlerine yaklaşırken sunucu, en yüksek tondan son adayı çağırdı. Shadow, o an sanki görünmez bir tel çekilmiş gibi gözlerini usulca araladı. Platforma çıkan genç kızın üzerinde asaletle harmanlanmış bir sabırsızlık vardı. Sunucunun her zamanki ağdalı açıklamasını yapmasını beklemeden, ucu keskin gümüş iğneyi tereddütsüzce parmağına batırdı. Parmak ucundan süzülen yakut kırmızısı kan, antik iki kürenin üzerine damladı. Kızın gözlerinde hem bir heyecan pırıltısı hem de derin bir arayış vardı; az önce kendi klanının temel taşı olan akademiyi seçen o yabancı gencin yanına gitmek için adeta saniyeleri sayıyordu. Küreler, sonsuzluk kadar uzun gelen birkaç nefeslik sürenin ardından, içlerindeki fırtınayı dindirip parlak bir ışıkla sonuçları mühürledi. Sunucunun gür sesi arenanın taş duvarlarında yankılandı:

“Rebeka Kan! On beş yaşında, Çırak Alemi’nin zirvesine ulaşmış bir deha! Lakapları; Prenses, Doğu’nun Dahisi ve Buzlar Kraliçesi! Potansiyeli, on üzerinden sekiz!”

Rebeka, “Buzlar Kraliçesi” unvanını işittiğinde kısa bir an afalladı; dudaklarında belli belirsiz bir kıvrılma oluştu. Diğer akademilerin temsilcileri, bu duyurunun ardından tek bir hamle dahi yapmadılar. Boşa kürek çekmenin, bir aslanı kendi ininden koparmaya çalışmanın anlamsızlığının farkındaydılar; aday zaten kendi hanedanına ait olan akademiyi seçecekti. Rebeka, vakur adımlarla platformdan inip doğruca Kan Akademisi Elder’ının önüne yürüdü.

Elder’ın gözlerinde, yılların biriktirdiği o babacan sevgi parlıyordu. “Prenses demek artık kanatlarını çırpıp akademiye gidecek kadar büyüdün,” dediğinde sesi gururla karışık bir hüzünle titriyordu. Rebeka, bu yoğun duygu selinin altında kalmamak için hemen atıldı: “Her zaman senin peşinde dolanan, pelerininden çekiştiren o küçük kız olamam amca. Benim de güçlenip, klanımı yaklaşan fırtınalara karşı korumam gereken o kutsal zamana hazırlanmam gerekiyor.”

Rebeka konuşurken yüzünde hem bir azim hem de bir çocuksu neşe vardı. Elder, bu tebessüme bakarken geçmişin tozlu sayfalarını hatırlar gibi derin bir iç çekti. Onun ellerinde büyüyen yaramaz kız çocuğu, artık klanının onuru için canını vermeye hazır bir savaşçıya dönüşmüştü. Rebeka konuşmasını bitirir bitirmez, pusulası şaşmışçasına doğrudan Shadow’a yöneldi. Shadow, kızın kendine doğru yaklaştığını hissettiğinde göğüs kafesinde anlam veremediği, yabancısı olduğu bir kıpırtı hissetti; bu histen rahatsız olarak hemen zihnini toparladı ve gözlerini kapalı tutmaya devam etti.

Kız, adımlarını yavaşlatıp Shadow’un yanına vardığında, onu ilk kez bu kadar yakından inceleme şansı buldu. Gencin siyah, gür saçları ensesinde basitçe toplanmıştı. Teni, güneşin altında kavrulmuş hafif bir esmerliğe sahipti. Hafif kemerli burnu ve şu an kapalı olan, ancak biraz önce gördüğü o hipnotize edici kan kırmızısı gözleri çevreleyen uzun kirpikleriyle, sert ama büyüleyici bir siması vardı. Fakat bu asil yüze tezat oluşturan üzerindeki kıyafetler; yamalı, tozlu ve bakımsız siyah bir cüppeydi. Sanki bir krallığın veliahdına, bir dilencinin kefenini giydirmişlerdi. Shadow, üzerindeki o yoğun bakışın ağırlığına daha fazla dayanamayarak gözlerini araladı.

Shadow, karşısındaki kızın deniz mavisi gözlerinde bir anlığına boğulur gibi oldu; ancak iradesiyle bu andan sıyrılıp ifadesiz, bomboş gözlerle kıza bakmaya başladı. Rebeka, aralarındaki bu soğuk sessizliği bozarak yanındaki boş sandalyeye tünedi: “Merhaba, ben Rebeka. Kaderlerimiz aynı akademide kesiştiğine göre, tanışmak ister misin?”

Shadow, içinde bir yerlerde bu kıza cevap vermesi gerektiğini fısıldayan bir dürtüyle konuştu: “Ben Shadow. Tanıştığımıza… memnun oldum.”

Cümlesini mümkün olduğunca kısa ve duvar gibi soğuk tutmaya çalıştı. Tam Rebeka yeni bir soruya hazırlanırken, Elder bir gölge gibi adayların önünde belirdi: “Hadi bakalım gençler, bu tozlu arenada daha fazla vaktimiz kalmadı. Şimdi gerçek yolculuk başlıyor.”

Shadow, içinden sessiz bir teşekkür ederek yerinden fırlayan ilk kişi oldu. Elder, ayrılmadan önce son talimatlarını verdi: “Akademiye giden yol çetin ve uzundur. İki saat sonra şehir kapısında, güneş tepedeyken buluşacağız. Bu zamanı ailenizle vedalaşmak, helallik almak ve eksiklerinizi tamamlamak için iyi kullanın.”

Diğerleri neşeyle ailelerine koşarken Shadow, boğazında düğümlenen o acı hisle derin bir iç çekti. Vedalaşacak bir annesi, bir babası ya da sırtını yaslayacağı bir dostu yoktu. Arena çıkışında ana caddeye doğru yürürken, Rebeka’nın meraklı bakışlarının hâlâ sırtında olduğunu hissedebiliyordu.

Rebeka, Shadow gözden kaybolana dek onu izledi, ardından Elder’ın yanına gidip fısıldadı: “Amca, o gençle en başta ne konuştun? Neden bu kadar gizemli?”

Elder, Rebeka’nın umutla parlayan gözlerine bakıp duraksadı. Yüzünden gelip geçici, belli belirsiz bir gölge geçti. “Sadece bir şart sundu ve ben de kabul ettim prenses. O çocuk, kendi hikayesini kalbinin en derin, en karanlık mahzenine kilitlemiş. Geçmişinin tozunu kolay kolay yutmamıza izin vereceğini sanmıyorum.”

Shadow ise bu sırada ana caddenin kalabalığında, insanların arasında bir gölge gibi süzülüyordu. İhtiyaçlarını kafasında tarttı; annesinden kalan o kadim hançer hâlâ belinde asılıydı ama fırlatma bıçakları artık körelmiş ve çatlamıştı. Önce demirciye gitmeyi niyetlendi ancak son gidişinde üstü başı yüzünden gördüğü o aşağılayıcı bakışları hatırlayınca rotasını bir kıyafet dükkanına kırdı.

Dükkanın içi, binbir çeşit kumaş kokusu ve renk cümbüşüyle doluydu. Sahibi Jesi Teyze; kısa boylu, pamuk gibi beyaz saçları olan ama gözlerinde bir ömrün yorgunluğunu taşıyan yaşlı bir kadındı. Shadow’u görür görmez, o hüzünlü kahverengi gözleri sevecenlikle parladı. “Hoş geldin benim küçük kuzum! Sana seçmelerden önce uğra demiştim, neden gelmedin?”

Shadow, dışarıdaki o sert savaşçı kimliğinden sıyrılıp mahcup bir çocuk edasıyla başını eğdi: “Haklısın Jesi Teyze… Heyecan ve telaş zihnimi bulandırdı, özür dilerim.”

Shadow, dünyaya karşı ne kadar keskin bir kılıçsa, bu yaşlı kadının şefkati karşısında o kadar yu

muşak bir yürekti.

Yorumlar

(0)

Bölüm Nasıldı?

0 yanıt
Beğenim
0
Sinir Bozucu
0
Mükemmel
0
Şaşırtıcı
0
Sakin Olmalıyım
0
Bölüm Bitti
0

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Okuma Ayarları

Sonsuz Giriş Yapmalısın

Otomatik Kilidi Açma Login required

Kaydırırken premium bölümlerin kilidini otomatik olarak aç


Okurken başlığı gizle

Okuyucu modunda gezinme başlığını otomatik olarak gizle


18px

Tüm özellikler için giriş yapın

Sonsuz kaydırma, otomatik kilit açma ve okuma ilerlemesinin senkronizasyonu için bir hesap gereklidir.


Yazı tipi, boyut, tema ve kaydırma modunu varsayılana döndürür