Kılıcın Uyanışı Ve Kara Hisar’ın Kalbine Doğru

5 dakika okuma
982 kelime
Ücretsiz Bölüm

Kael bu durumda yapabileceği tek şey Valerius için sakladığı 20 stat puanını harcamaktı ve bu puanları şu şekilde paylaştırdı:

​[ DURUM GÜNCELLEMESİ ONAYLANDI ]

​GÜÇ (STR): 20 ➔ 28 (+8)
ÇEVİKLİK (AGI): 21 ➔ 28 (+7)
​ZEKA (INT): 32 ➔ 37 (+5)

​[ SİSTEM NOTU: FİZİKSEL ENTEGRASYON TAMAMLANDI ]

​ETKİ: ARTIK VÜCUDUNUZ ZİHNİNİZİN HIZINA AYAK UYUDURABİLİYOR. KASLARDAKİ GECİKME SÜRESİ %0’A İNDİRİLDİ.

​Kael vücudunda daha önce hiç hissetmediği bir değişim başladı. Damarlarında akan kanın sıcaklığı artıyor, kas lifleri birer çelik halat gibi yeniden örülüyordu. Kael hazırdı. Gölge Muhafızı Kael’in sıyrıldığı baltayı yerden çekti; baltanın yerde bıraktığı yarık devin ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyordu. Gölge Muhafızı Kael’e doğru yeni bir saldırı için harekete geçti. Harekete geçtiğini gören Haldor, “Kael kaç oradan! Bu Gölge Muhafızı’nın zırhı bütün normal saldırıları yutar!” diye Kael’e bağırdı.

​Kael, Haldor’u duymamış gibi davranarak ayaklarını sabitledi, derin bir nefes aldı ve Raven’s Edge’in kabzasını kavradı. 14 gündür hiç çıkmayan kılıç Kael’in gücüne karşılık veriyordu. Kael kılıcı yıldırım hızıyla çektiği gibi tünelin o zifiri karanlığı siyah bir parlamayla aydınlandı. Evet, siyah bir parlamayla… Kılıcın siyah çeliği tüneldeki bozuk mor mana dumanlarıyla temas ettiği anda kılıcın üzerinden karanlık bir aura yayılmaya başladı.

​[ YETENEK AKTİF: ANALİTİK ODAK ]

​Kael’in görüşünde muhafızın tüm yapısı bir şema gibi belirdi. Zırhın üzerindeki eklem yerleri, zırhın içindeki manası bozulmuş canlının mana çekirdeği, baltayı tutan elindeki dengesizlik gibi her şeyi o an gördü Kael. Muhafız kükremeye benzer bir ses çıkardı ve baltayı yan bir şekilde Kael’i belinden ikiye bölecek bir biçimde savurdu. Tünelin darlığı yüzünden bu savuruştan kaçmak imkansızdı.

​[ YETENEK AKTİF: BİLİŞSEL HIZLANMA (SEVİYE 2) ]

​Kael için dünya yavaşladı. Ona doğru gelen baltadan kaçamazdı çünkü kaçarsa yanındaki Haldor ortadan ikiye ayrılırdı. O yüzden Raven’s Edge’i sadece hafif bir açıyla, baltanın geliş yönüne doğru uzattı. Kılıç ve balta çarpıştığı an beklenen o metal sesi gelmedi. Kael, kılıcını baltanın üzerine sürterek gelen o devasa yıkım enerjisini Akışkan Güç tekniğiyle kendi üzerine çekti ve bu enerjiyi zırhının zayıf noktasına doğru saldırarak geri gönderdi. Raven’s Edge zırhın zayıf noktasına değer değmez zırh parçalandı ve kılıç muhafızın karnına saplandı. Kael hemen kılıcı çıkararak bu sefer de kalbine sallayarak Gölge Muhafızı’nın işini tamamen bitirdi. Kılıcını çıkardı ve savurdu; üstündeki bütün kan gitti ve kınına geri koyarkenki tok sesinin ardından çıkan klik sesi sonrası zaman tekrardan normal hızına geri döndü.

​Haldor şaşkınlıkla olanları idrak etmeye çalışıyordu. Kael Bilişsel Hızlanma yeteneğinde olduğu için Haldor’a bütün savaş saniyeler içinde bitti gibi gözükmüştü. Kael sessizliği bozarak, “Nasıldım Haldor?” dedi. Haldor da “Pek bir şey göremedim ama sen yapmasaydın baltayı ben durduracaktım,” dedi. Kael de “Biliyorum, eminim yapabilirdin ama benim kadar hızlı yenebilir miydin işte orasını bilmiyorum,” dedi. Haldor da “Evlat, sen sadece antrenman yapmamışsın. Sen, içindeki o potansiyeli uyandırmışsın. Valerius’un neyle karşılaşacağı hakkında en ufak bir fikri yok,” dedi. Kael de “Beni bu kadar övmene gerek yok, daha yolun başındayım; sistem ile çok daha fazlasını gerçekleştirebiliriz,” dedi. Haldor da “Eminim ileride bu dünyanın en güçlüsü olacağına inancım tam,” dedi.
​Kael de teşekkür etti ve “Henüz bitmedi Haldor,” dedi, gözlerini ilerideki bir taş duvara benzeyen noktaya dikerek.

​[ YETENEK AKTİF: ANALİTİK ODAK ]

​İkisi birlikte o noktaya doğru yürüdüler. Kael elini o noktaya koydu ve Haldor’un öğrettiği teknikle duvara basınç uyguladı ve tıklattı. “Burası,” dedi Kael. “Bu duvarın arkası boş, yani burası bir kapı. Gizli bir düğme olmalı,” dedi ve Haldor ile birlikte duvara dokunarak gizli düğmeyi aramaya başladılar. Bir süre sonra Haldor tuşu buldu ve kapı açıldı. Bu yoldan ilerlediler ve bir laboratuvara çıktılar. Kael “Burası Valerius’un laboratuvarı olmalı ve dışarıdaki kargaşadan dolayı da sanırım boş,” dedi.

​Kael ve Haldor küçük bir mazgal deliğinden dışarıya baktılar. Boran, binlerce düşmanın ortasında kalmıştı. Kılıcını her savurduğunda bir düzine askeri biçiyordu ama Valerius’un ordusu bitmek bilmiyordu. Silas ise elindeki asasıyla devasa bir mana kalkanı oluşturmuş, B ve C rank maceracıları korumaya çalışıyordu. Ancak Valerius asıl kartını oynamıştı: Kapıdan çıkan askerler “İksir Delileri”ydi. Kopan uzuvlarına rağmen saldırmaya devam ediyorlardı.

​Kael, “Zamanımız daralıyor,” dedi Haldor’a dönerek. “Boran ve Silas dışarıda bu canavarları oyalarken, bizim bu fabrikadaki iksir tanklarını imha etmemiz lazım. Eğer bu üretim durmazsa, Boran ne kadar güçlü olursa olsun o kalabalığın altında ezilecek.” Haldor başıyla onayladı ve laboratuvarın içine doğru bir adım attı. “O zaman bu Kara Hisar’ın kalbini sökelim evlat.”

Yorumlar

(0)

Bölüm nasıldı?

0 tepki
Beğendim
0
Sinir Bozucu
0
Mükemmel
0
Şaşırtıcı
0
Sakinleşmem Lazım
0
Bölüm Bitti
0

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!

Okuma Ayarları

Sonsuz Giriş Yapmalısın

Otomatik Kilidi Açma Login required

Kaydırırken premium bölümlerin kilidini otomatik olarak aç


Okurken başlığı gizle

Okuyucu modunda gezinme başlığını otomatik olarak gizle


18px

Tüm özellikler için giriş yapın

Sonsuz kaydırma, otomatik kilit açma ve okuma ilerlemesinin senkronizasyonu için bir hesap gereklidir.


Yazı tipi, boyut, tema ve kaydırma modunu varsayılana döndürür